Bim’de Glutensiz Ekmek Arayışı: Kayseri’de Bir Genç Yetişkinin Hikâyesi
Kayseri’nin sıcak yaz akşamlarında, kendimi bazen bir sokak köşesinde oturup, akşamın o sarı ışıklarında, insanları izlerken bulurum. Yavaşça ilerleyen arabalar, birbirine karışan kahkahalar, çocukların koşuşturması ve bir yanda temkinli adımlarla yürüyen yaşlılar… Hayat, her zaman bir koşuşturma gibidir. Ama bir de o anlar vardır, her şeyin biraz daha yavaşladığı; düşüncelerinizin etrafında dönen bir dünya bulursunuz.
İşte bugün de böyle bir gündü. Bim’e uğrayacağım. Ama bu sefer sıradan bir alışveriş değil, daha önce hiçbir zaman bu kadar dikkat etmediğim bir şeyin peşindeydim. Glutensiz ekmek. Bu sabah erken saatlerde uyanıp kahvemi içerken, aklımda bir şey vardı. Bim’de glutensiz ekmek olup olmadığını öğrenmeliydim. Evet, belki çoğunuz bunun ne kadar basit bir şey olduğunu düşünebilir, ama birinin hayatına girmiş olan bir gıda sınırlaması, o kadar da basit bir şey değildir. Bunu sadece ben değil, kendini bir gün bile gluten yediği için mide ağrıları çeken birisi de bilir. Veya sık sık başını dönüp, ekmeğin kokusunu özleyen biri… Ben de onlardan biriyim.
Bim’in Kapısından İçeri Adımımı Atarken
Bim’in o tanıdık kapısından içeri adımımı attım. Üzerimdeki teri siliyorum, bu sıcak Kayseri gününde birkaç dakika bile dışarıda kalmak insanı bunaltabiliyor. İçeri girdiğimde, ortam her zaman aynı. Raflar, tezgahlar, rengarenk ürünler… Birçok insan sırayla alışveriş yapıyor, hiçbir şeyde acele yokmuş gibi, ama herkesin yüzünde başka bir telaş var. Onlardan biriyim işte. Bugün, basit bir alışveriş yapmayı düşünmüyordum. Bugün Bim’de bulmak istediğim bir şey vardı, ama o şey neydi? Bim’in o dar, sıradan raflarında ne kadar aradım, gözlerim hep bir yere odaklanmıştı.
Glutensiz ekmek. Bim’de böyle bir şey var mıydı? Veya var da ben mi göremiyordum? O kadar çok düşündüm ki, her şeyi sanki başka bir gözle görmek istiyordum. Aradım, gözlerimle bir köşeyi taradım, ekmek reyonuna doğru ilerledim. Ekmeklerin arasında, o bembeyaz, her zaman iyi görünmeyen ama yine de alıştığım, güvenli olan o ekmekler vardı. Fakat bu sefer, bir farklılık vardı. Gözlerim bir şey arıyordu, ama neredeydi?
Hayal Kırıklığı ve O Anki Boşluk
İlk başta, o hayal kırıklığına uğradım. Gözlerim, aradığım şeyi bulamayınca, birkaç saniye boş bir şekilde yere bakmak zorunda kaldım. Evet, ben de bir insanım. Bazen hayat, insanların ihtiyaçlarını çok hızlı bir şekilde karşılayamıyor. Veya belki ben o kadar sabırsızım ki, hemen aradığım şeyi bulmam gerektiğini düşünüyorum. Ama bu kez farklıydı. Bu sadece bir ekmek değil, bir umut gibiydi. Bim gibi büyük bir markette, gözümün önünde büyüyen o dev ekmek reyonlarında, glutensiz ekmek bulamamak, hem hafifçe hüsran hem de derin bir hayal kırıklığıydı.
Daha önce böyle bir şey yaşadığımda, hiç bu kadar üzülmemiştim. Ama şimdi, yavaşça ve karamsar bir şekilde ekmeklerin diğer bölümüne doğru kayıyordum. Yavaşça yürüdüm, ama bu kez yürümek biraz daha zor geliyordu. Bir şeyin eksik olduğunu hissetmek, bazen sadece bir gıda maddesinin olmamasından çok daha fazlasıdır. Kendini bir adım geriye atmış gibi hissetmek… Ve belki de en zor kısım, böyle bir eksikliği yaşarken buna çözüm bulamamak.
Bir Umut Işığı: Yeni Bir Şans
Ama sonra, Bim’in reyonları arasında kaybolmuşken, birden başka bir şey fark ettim. Bir kadın, bana doğru geliyordu. Hemen yanımda, ekmeklerin bulunduğu rafın tam önünde durdu. Cebinden, o tanıdık mavi paketi çıkardı. “Glutensiz Ekmek!” diye düşündüm. Şaşkınlıkla kadına bakarken, kadın bana gülümsedi. İçimden biri, çok geç olmadan ona doğru yaklaşmam gerektiğini söyledi.
Kadın, ekmeği yere bırakırken, birden aklıma bir şey geldi: Bim’de de olsa, bu ekmek başka bir şeyin sembolüydü. Sağlıklı yaşam, özlediğin gıda, küçük bir umut… Hepsi bir aradaydı. Kadın, bana doğru bakarak, “Evet, ben de yeni gördüm. Bunu birkaç gün önce keşfettim,” dedi. Birbirimize baktık. O an ikimizin de gözlerinde aynı his vardı. O ekmek sadece bir gıda maddesi değildi, o ekmek, bizim hayatımızda eksik olan bir şeyin, biraz olsun tamamlanmasıydı.
Sonunda Bir Mutluluk
Sonunda, o kadının önerisiyle glutensiz ekmeği aldım ve kasaya doğru ilerledim. Ama bu defa içim rahatlamıştı. Her şeyin, küçük adımlarla, büyük değişikliklere dönüşebileceğini bir kez daha anlamıştım. Kendimi sevindirmek, kendime değer vermek için bazen birkaç basit adım atmak yeterli olabiliyor. Bim’in o dar reyonlarında, o küçücük ama derin bir keşfi yaparak, en basit haliyle, insanın içindeki umudu bulduğunu gördüm.
Bim’de glutensiz ekmek vardı. Ama çok daha fazlası vardı. İçimdeki umut vardı, o kadının gülümsemesindeki samimiyet vardı. Kendisini sevmenin ne kadar değerli bir şey olduğunu bir kez daha öğrendim. Ve belki de hayat, her zaman çok fazla şey beklemektense, küçük anları kucaklayarak daha anlamlı hale geliyordu.