Yerli Malı Nasıl Anlarız? Bir Günün Hikâyesi
Bugün, Kayseri’de güneşin tam tepede olduğu bir günde, bir sokak alışverişinin tam ortasında, bir soruyla karşılaştım: “Yerli malı nasıl anlarız?” Bu, başkaları için basit bir soru olabilir, ama benim için o kadar derin bir anlam taşıyor ki… Hem geçmişimi hem de bugünü düşünmeme sebep oldu. Bu yazıyı yazarken, o anı tekrar yaşıyorum. Hadi, başlayalım.
İlk Adımlar: Bir Pazara Gidiş Hikâyesi
Bir sabah, annemle birlikte eski pazara gitmeye karar verdik. Kayseri’nin o eski, mis gibi kokan pazarlarından birine. Zaman zaman yürüyüp, dükkanlardan bir şeyler alırken, annem hep yerli malına dair öğütler verir. “Yerli malı almak, vatanına sahip çıkmaktır,” derdi. O kadar basitti ki, o dönemde yerli malını almak bir görev gibi hissedilirdi. Ama hayat büyüdükçe ve gözlerim dünyaya açıldıkça, yerli malının ne olduğunu tam olarak anlamadım. Ne kadar üretici, ne kadar tüketici, ne kadar yerliydi? Her şey o kadar bulanıktı ki.
Pazarın sokaklarında yürürken, annemin “Bu yerli malı mı?” sorusuna tekrar denk geldim. Bir balıkçı, pazara yeni gelmiş, elindeki ekmeği sormamla başladı sohbet. İkimizin de cevabı belliydi: “Evet, bu yerli malı.” Ama içimde bir his vardı, bir gariplik. Yerli malı mıydı? Gerçekten mi? İşte o soruyla irkilmişken, içimden bir “Hayır” sesi geldi. Herkes bunu böyle biliyor ama gerçekten anlayan var mıydı?
Hayal Kırıklığı: Bir Etiketin Ardında Ne Var?
Biraz daha ilerleyip, bir tekstil dükkanına girdik. Tablolar, duvar halıları, renkli örtüler vardı. Hemen dikkatimi çeken, dükkan sahibinin “Yerli üretim, Türk malı” yazan büyük bir pankartı oldu. Heyecanla “Vay, bu gerçekten yerli mi?” diye sordum. Dükkan sahibi gülümsedi, “Evet, kesinlikle,” dedi. Fakat sormadım, sormak istemedim: “Nerede üretiliyor? Gerçekten burada mı, yoksa başka bir yerde mi?” O anda bir an için kalbim sıkıştı. Sadece o etiketi görmekle yetindim, ama içinde bir boşluk vardı. İçimde bir hayal kırıklığı oluştu. Çünkü etiket bazen yeterli olmuyor. Yani, “Türk malı” demek, sadece o markaya mı ait, yoksa gerçekten toprağımızdan mı? Çoğu zaman cevapsız kalıyor.
Yerli Malı mı? Kendi Gözlerimle Anlamak
Ertesi hafta, bir köy pazarına gitmeye karar verdim. Evet, Kayseri’deki köylerden birine. Bu kez yerli malının ne olduğunu gerçekten görmek, hissetmek istedim. Herkesin kocaman sepetlerle taşıdığı taze meyveler, kendi elleriyle ördükleri örme çantalar… Bu kez gerçekten yerli malı almanın ne demek olduğunu anladım. Çünkü orada, her bir meyve, her bir ürün, bir insanın emeğini, toprağını ve hayalini taşıyordu. Ve o kadar doğal, o kadar samimiydi ki… O zaman fark ettim: Yerli malı sadece bir etiketle değil, içinde bir emek barındırıyordu. O an, etiketlerden çok, her şeyin içindeki insanların kalbini görmeye başladım.
Umut: Değişim Başlıyor
O günden sonra, “yerli malı nasıl anlarız?” sorusuna kendimce bir yanıt buldum. Yerli malı, sadece “Türk malı” yazan bir etiketle sınırlı kalmamalı. O etiketin arkasında bir hikâye, bir insanın emeği, bir köyün üretim ruhu olmalı. Gerçekten kaliteli, yerli malı almak, sadece toprağımıza ve kültürümüze sahip çıkmak değil; bir toplumun geleceğine de katkı sağlamak demek. İçinde insanlık ve emek barındıran her şey, yerli malıdır. Bugün, pazarlarda gördüğümüz sadece ticari etiketlerin ötesinde, bir insanın hayalini, emeğini, sesini hissedebiliyorsak, işte o zaman yerli malı alıyoruz demektir.
Sonuç: Yerli Malı, Emeğin ve Kalbin Birleştiği Yerde
Yerli malını anlama yolculuğum, aslında bir içsel keşifti. O eski pazarda annemin her zaman söylediği şeylerin gerçek anlamını, yıllar sonra, kendi gözlerimle görerek hissettim. Yerli malı almak, sadece bir yerli markayı seçmek değil; bir emek, bir hikâye ve bir topluma değer vermek demek. Belki de en önemli olan, her bir ürünün arkasındaki insanı görmeyi öğrenmek. Bugün hala, “Yerli malı nasıl anlarız?” sorusunun cevabını bulmaya çalışıyorum. Ama artık eminim ki, yerli malı, gerçekten vicdanla yapılan ve topluma bir değer katan her şeydir. Ve bu, bir etiketin çok ötesindedir.