Bir anda kaşınan hayat: Alerjiyle tanışma hikâyem
Kacmazmakina olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Alerji durumunda ilk yardım uygulamaları nelerdir” konusunda sizin yanınızdayız.
İzmir’de 25 yaşında biriysen hayat zaten başlı başına “hafif alerjik reaksiyon” gibi. Hava sıcak, deniz tuzlu, trafik sabır testinden hallice… Ama hiçbir şey, geçen yaz yaşadığım o “masum görünen midye dolma sonrası dönüşüm” kadar öğretici olmadı.
Arkadaşlarla Kordon’da oturuyoruz. Her şey çok normal. Gülüşmeler, çaylar, biri yine “ben diyete başladım” deyip üç saat sonra kokoreç söylüyor falan. Ben de o sırada hayatımın en büyük hatasını yapıyorum: üçüncü tur midye dolma.
İlk 10 dakika: mutluluk.
15. dakika: hafif bir kaşınma.
20. dakika: “ben niye her yerimi kaşıyorum ya” evresi.
25. dakika: iç sesim bağırıyor: “Kanka bu normal değil.”
Ve işte o an, hayatın en önemli sorusu devreye giriyor:
Alerji durumunda ilk yardım uygulamaları nelerdir?
Ama bunu o an Google’a yazamıyorsun tabii. Çünkü ellerin meşgul: biri boğazını kontrol ediyor, biri panik yapmamak için aşırı panik yapıyor, biri de “bende de mi başladı?” diye psikolojik semptom üretiyor.
Ben de kendi kendime İzmir usulü sakin kalmaya çalışıyorum:
“Abi bir şey yok ya… büyük ihtimal psikolojik…”
Ama yüzüm aynı fikirde değil. Yüzüm resmen “acil durum planı aktive edildi” modunda.
Alerjiyi anlamak: Vücudun drama queen modu
Alerji dediğimiz şey aslında vücudun gereksiz panik yapması. Mesela polen geliyor, vücut diyor ki:
“BU NE?! SALDIRI VAR!”
Ve sonra sistem komple devreye giriyor:
Burun: “Ben akıyorum, haberin olsun.”
Gözler: “Ben ağlıyorum ama duygusal değil, teknik.”
Cilt: “Kaşınma festivali başlasın!”
Bir de gıda alerjisi varsa iş daha da eğlenceli (!) hale geliyor. Eğlenceli dediğime bakma, o an hiç komik değil. Ama sonradan anlatırken stand-up malzemesi oluyor.
İşte bu noktada kritik bilgi devreye giriyor: Alerji durumunda ilk yardım uygulamaları nelerdir? sorusu hayat kurtarabilecek kadar önemli.
Alerji anında ilk refleks: Panik yapmamak (ama kim başarabiliyor?)
Teoride çok kolay:
“Sakin ol, durumu değerlendir, yardım çağır.”
Pratikte:
“AY BİR ŞEY OLDU GALİBA”
“NE OLUYOR?”
“BEN ÖLÜYOR MUYUM?”
“BİRİ BENİ GOOGLELASIN”
Ben o gün Kordon’da otururken arkadaşımın yaptığı şey hâlâ aklımda:
Beni bırakıp garsona “Bunun alerjisi var galiba” dedi.
Garson:
“Abi ne yedi?”
Arkadaş:
“Her şeyi.”
Çok yardımcı olduk yani.
1. İlk ve en önemli adım: Alerjenle teması kesmek
Bu kulağa basit geliyor ama gerçek hayatta şöyle:
Midye yediysen: “midyeyi bırak”
Polen ise: “ağaçtan uzaklaş”
Kedi tüyüyse: “kediyi bırak… ama kedi seni bırakır mı orası tartışılır”
Bir keresinde arkadaşım kedi alerjisi olduğunu bilmesine rağmen “bir şey olmaz ya” diyerek üç saat boyunca kediyle selfie çekmişti. Sonuç: yüzü balon gibi şişti ve kedinin umurunda bile olmadı.
2. Belirtileri tanımak: Vücut sana bağırıyorsa dinle
Alerji hafif başlayabilir ama büyüyebilir. O yüzden sinyalleri ciddiye almak gerekiyor:
Kaşıntı
Kızarıklık
Dudaklarda şişme
Nefes darlığı
Boğazda sıkışma hissi
Bu son ikisi varsa iş “Instagram story” değil, “acil durum” seviyesidir.
Ben o gün boğazımı kontrol ederken iç sesim şunu diyordu:
“Tamam sakin… bu sadece paranoya…”
Boğazım ise:
“Ben daralıyorum kanka.”
3. Acil yardım çağırmak: Gururu evde bırak
Bizim neslin en büyük problemi bu: “abartmayayım.”
Hayır kardeşim, abart.
Alerji şakaya gelmez. Özellikle anafilaksi dediğimiz ciddi durumlarda saniyeler önemli.
112’yi aramak “zayıflık” değil, direkt akıllılık.
O gün ben aramadım ama arkadaşım aramayı düşündü. Sonra dedi ki:
“Ya belki su içince geçer.”
Hayır, geçmiyor.
Küçük iç ses uyarısı:
“Su içmek her şeyi çözmüyor. Keşke çözseydi de biz de hayatı suyla resetleseydik.”
4. Pozisyon çok önemli: Vücudu doğru konumlandır
Eğer kişi bayılacak gibi hissediyorsa:
Sırt üstü yatır
Bacakları hafif yükselt
Sıkı kıyafetleri gevşet
Ben bunu ilk duyduğumda “bu yoga mı?” diye düşünmüştüm ama değilmiş.
Bir arkadaşım bir keresinde “ben iyi olurum” deyip oturmaya devam etmişti. 10 dakika sonra sandalye ile birlikte devrildi. O yüzden vücut sinyallerini küçümsememek gerekiyor.
Adrenalin oto-enjektör (EpiPen) meselesi: hayat kurtaran küçük çubuk
Bazı ciddi alerjisi olan kişilerde adrenalin oto-enjektörü bulunur. Bu küçük ama etkili cihaz, ciddi reaksiyonlarda hayat kurtarır.
Ama tabii bizim çevrede ilk tepki:
“Bu ne, kalem mi?”
“Hayır kanka, Marvel cihazı gibi bir şey bu.”
Eğer doktor tarafından verilmişse nasıl kullanılacağı önceden bilinmeli. “Sonra bakarız” cihazı değildir.
5. Soğuk kompres ve destekleyici müdahaleler
Hafif reaksiyonlarda:
Soğuk kompres
Kaşımamaya çalışma (en zoru bu)
Antihistaminik ilaçlar (doktor önerdiyse)
Ama dürüst olalım: kaşımamak bir meditasyon seviyesi.
Bir keresinde kolum kaşınıyordu, kendime “dokunma” dedim, beynim “tamam” dedi, elim “ben kendi yolumdayım” dedi.
Arkadaş grubu faktörü: Kaosun sosyal hali
Alerji anında en ilginç şey arkadaş grubudur. Herkes bir anda uzman olur:
Biri: “Bu kesin stres”
Biri: “Benim kuzenimde de olmuştu”
Biri: “Süt içir geçer”
Biri: “Google’da kötü şeyler yazıyor”
Benim favorim: hiçbir tıbbi bilgisi olmayan kişinin “ben filmde gördüm” diyerek öneri vermesi.
O gün Kordon’da biri gerçekten “yoğurt iyi gelir” dedi. Neye iyi gelir belli değil ama söyleniyor işte.
Alerji durumunda ilk yardım uygulamaları nelerdir? sorusuna net çerçeve
Tüm bu dağınık hikâyeyi toparlayınca aslında temel şeyler çok net:
Alerjenle teması kes
Belirtileri fark et
Nefes darlığı varsa acil yardım çağır
Gerekirse adrenalin oto-enjektörü kullan
Kişiyi uygun pozisyonda tut
Sakin kalmaya çalış (kolay değil ama önemli)
Tıbbi yardım gelene kadar durumu izle
Bunlar kulağa ders notu gibi geliyor ama gerçek hayatta “hayatta kalma kiti” gibi düşünmek gerekiyor.
Gündelik hayatta küçük ama önemli farkındalıklar
Şunu fark ettim: Alerji sadece “bir şey yedim şiştim” değil. Bazen hayatın kontrolü senden alıp “bak bakalım ne yapacaksın” dediği bir an.
İzmir’de mesela bahar aylarında polenle savaş başlıyor. Burnun çalışıyor, gözlerin protestoda, sen de dışarıda “normalmiş gibi” yürümeye çalışıyorsun.
İç ses:
“Bu çiçekler neden var?”
Gerçek cevap:
“Doğa.”
İç ses:
“Doğa beni sevmiyor.”
Son düşünce: Vücut bazen abartıyor ama sen yine de ciddiye al
Alerji garip bir şey. Bazen küçük bir kaşıntı, bazen ciddi bir acil durum. O yüzden “geçer ya” refleksi yerine “ne oluyor?” refleksi daha güvenli.
O gün Kordon’da yaşadığım şey bana şunu öğretti: İnsan bazen en basit şeyi bile doğru yönetemeyince olay büyüyebiliyor. Ama doğru bilgi ve hızlı hareket çoğu şeyi değiştiriyor.
Şimdi midye dolma gördüğümde hâlâ içimden küçük bir ses diyor ki:
“Bir tane ye, bir şey olmaz…”
Ben de cevap veriyorum:
“Sen geçen seferi hatırlamıyorsun galiba.”
Ve işte hayat böyle devam ediyor: biraz dikkat, biraz mizah, biraz da “vücudu hafife almama” dengesiyle.