İçeriğe geç

Komutan ne güzel komutandır ?

Komutan Ne Güzel Komutandır? Üzerine Günlük Hayattan Fazla Düşünen Bir İzmirlinin İç Sesleri

Sabahları İzmir’de uyanmak başlı başına bir karakter testi gibi. Bir yanda denizin verdiği o “bugün her şeyi yaparım” hissi, diğer yanda yatağın “beş dakika daha kal, hayatı sonra da çözeriz” ısrarı. Ben genelde ikinciyi seçiyorum. Sonra da gün içinde kendime şunu sorarken buluyorum: Komutan ne güzel komutandır?

Bunu düşünmemin sebebi askeri bir merak değil aslında. Daha çok hayatın içindeki “komutan” tiplerini çözmeye çalışma çabası. Çünkü komutan dediğin sadece rütbe değil; bazen apartman yöneticisi, bazen arkadaş grubunun organizatörü, bazen de markette sıra beklerken bile insanın karşısına çıkabiliyor.

Ve garip olan şu: bazı komutanlar gerçekten “ne güzel komutan”, bazılarıysa insanın içinden “keşke bu komutayı Wi-Fi gibi kapatabilsek” dedirtiyor.

Komutan Ne Güzel Komutandır? Dediğimizde Aslında Ne Anlıyoruz?

“Komutan ne güzel komutandır?” dediğimizde aklımıza genelde sert ama adaletli, disiplinli ama insaflı biri gelir. Ama işin komik tarafı, hayat bize bunun çok daha karışık versiyonlarını sunuyor.

Mesela çocukken mahallede top oynarken bile bir “komutan” vardı. Kuralları o koyar, kaleyi o seçer, hatta topun “çizgiden çıktı mı çıkmadı mı” tartışmasında son kararı o verirdi. O zamanlar fark etmezdik ama aslında küçük bir sosyal hiyerarşi içinde yaşıyorduk.

Ben İzmir’de büyüdüm, bizim mahallede komutanlık biraz daha gevşekti. “Abi geç kalma ama çok da erken gelme” gibi bir disiplin anlayışımız vardı. Zaten Ege insanı olarak bizde komutanlık biraz güneşe göre ayarlanır. Güneş varsa motivasyon var, yoksa “bugün de yarına devredelim” sistemi çalışır.

Askerlik Hikâyeleri Olmadan Komutan Olur mu?

Askerlik yapmış olan arkadaşlar bilir, orada “komutan” kelimesi bambaşka bir boyut kazanır. Sabah 05:30’da “uyan!” sesiyle başlayan gün, insanın hayatı sorgulamasına sebep olur.

Bir arkadaşım anlatmıştı:

— “Koğuşta uyuyorduk, bir anda ses geldi: ‘Sıra size geldi!’ diye bağırdı komutan.”

Ben de dedim ki:

— “Ne sırası? Hayat sırası mı, uyku sırası mı?”

O da dedi ki:

— “Hiçbiri, temizlik sırası.”

İşte o an anladım ki bazı komutanlar gerçekten “ne güzel komutan” kategorisine giriyor. Çünkü o bağıran değil, düzen kuran komutandır. Ama düzen kurarken insanlığını unutmuyorsa…

Komutan ne güzel komutandır? sorusunun cevabı biraz da burada gizli: disiplinle insanlık arasındaki ince çizgide yürüyebilen kişi.

Günlük Hayatta Komutan Tipleri

İzmir’de yaşarken fark ettiğim şeylerden biri şu: komutanlar sadece üniformalı kişiler değil. Her yerde varlar.

1. Kafe Komutanı

Bir kafeye gidiyorsun, 4 kişi oturmuşsun. Menüye bakmadan önce biri zaten karar veriyor:

— “Ben filtre kahve alıyorum, siz de alın, güzel yer burası.”

İç sesim:

“Abi biz daha varlığımızı tartışıyorduk.”

Ama sonra düşünüyorum, belki de o kişi sadece grubun komutanı değil, karar verme yükünü üstlenen gizli bir kahraman.

Komutan ne güzel komutandır? belki de başkalarının karar veremediği yerde sorumluluk alandır.

2. Ev Arkadaşı Komutanı

Evde biri vardır, sürekli “bulaşık yıkanmalı”, “çöp atılmalı”, “ev havalandırılmalı” diye dolaşır. Bu kişi aslında evin görünmez komutanıdır.

Ama bazen şu da olur:

— “Çöpü kim atacak?”

Sessizlik.

— “Ben zaten geçen hafta atmıştım.”

Sessizlik daha da büyür.

O an komutanlık krizi başlar. Çünkü herkes komutandır ama kimse asker olmak istemez.

3. Arkadaş Grubu Komutanı

Plan yaparken ortaya çıkar:

— “Saat 7’de buluşuyoruz.”

Saat 7:15’te biri mesaj atar:

— “Geliyorum.”

Saat 7:40’ta diğerleri:

— “Trafik vardı.”

Ve komutan tipli arkadaş içinden der ki:

“Ben neden bu grubun lideriyim?”

İşte burada komutan ne güzel komutandır? sorusu biraz daha duygusal bir hal alır. Çünkü bazen komutan olmak, sadece plan yapmak değil, planın dağılmasını izlemektir.

İç Sesimle Komutan Tartışmaları

Bazen kendimle de komutanlık savaşı veriyorum. Özellikle sabahları.

İç ses 1:

— “Erken kalk, hayat seni bekliyor.”

İç ses 2:

— “Yat, hayat biraz daha beklesin.”

İzmir’de güneş bile taraf seçiyor ama ben seçemiyorum.

Bir gün gerçekten ciddi ciddi düşündüm:

“Acaba içimde bir komutan var da ben onu dinlemiyor muyum?”

Sonra mutfağa gidip tost yaparken her şeyin aslında çok basit olduğunu fark ettim: açsan komutan sensin, tokken herkes eşit.

Komutanlık ve Sorumluluk Arasındaki İnce Çizgi

Komutan olmak sadece emir vermek değil. Asıl mesele sorumluluğu taşımak. Ama bu sorumluluk bazen o kadar ağır oluyor ki insan kaçmak istiyor.

Bir gün arkadaşım dedi ki:

— “Ben lider olmaktan yoruldum.”

Ben de dedim:

— “O zaman liderliği devret.”

O da dedi:

— “Kimse almak istemiyor.”

İşte o an anladım ki bazı roller kimsenin istemediği ama herkesin ihtiyaç duyduğu şeylerdir.

Komutan ne güzel komutandır? belki de en çok, yükü paylaşabilendir.

İzmir Ruhuyla Komutanlık

İzmir’de komutanlık biraz farklı çalışır. Sertlik yerine ikna vardır. Emir yerine öneri vardır.

— “Şuraya gidelim mi?”

— “Olabilir ya.”

Bu “olabilir ya” aslında büyük bir sosyal anlaşmadır. Kabul de olabilir, reddetme de. Ama kimse kimseyi zorlamaz.

Bir gün Alsancak’ta yürürken bunu düşündüm. İnsanlar acele etmiyor, kimse kimseye bağırmıyor. Eğer bir komutan varsa bile o komutan büyük ihtimalle “hadi canım, birlikte yaparız” diyen türden.

Komutanlık ve Mizahın Kesiştiği Yer

Mizah olmadan komutanlık biraz kuru kalır. Çünkü insan bazen en çok, kendisine gülerek liderlik edebilen kişiye güvenir.

Mesela bir arkadaşım sürekli geç kalır ama her seferinde şöyle der:

— “Ben gecikmedim, zaman beni yanlış anladı.”

Bu kişi kötü komutan mı? Hayır. Sadece zamanla arası bozuk bir filozof.

Komutan ne güzel komutandır? sorusuna bazen cevap ciddi değildir, sadece gülümsetendir.

Hayatın Küçük Komutanları

Aslında hepimiz küçük birer komutanız.

Sabah uyanınca kendimize emir veriyoruz: “Kalk.”

Açken mutfağa gidiyoruz: “Yemek yap.”

Üşüyünce battaniyeye sarılıyoruz: “Kal burada.”

Ama en zor komutanlık duygular üzerinde olan. Orada emirler pek işlemiyor.

“Üzülme” diyorsun, üzülüyor.

“Düşünme” diyorsun, daha çok düşünüyor.

İşte bu yüzden bazen insan en çok kendi içinde zorlanıyor.

İçsel Disiplin ve Kaos

Bir yanım düzen istiyor, diğer yanım spontane yaşam.

Komutan tarafım:

— “Plan yap!”

Ben:

— “Plan yapınca plan bozuluyor.”

Komutan tarafım:

— “O zaman daha iyi plan yap!”

Ben:

— “Bu döngü sonsuza kadar gider.”

Ve gidiyor da zaten.

Komutan ne güzel komutandır? belki de kendi içindeki kaosu tamamen susturmayan ama onunla yaşamayı öğrenendir.

Son Söz Yerine Değil, Günün İçinden Bir Parça

Gün sonunda İzmir’de gün batarken, deniz biraz daha sakinleşirken, insan kendi iç sesine daha çok yaklaşıyor. Komutanlık dediğimiz şey aslında dışarıda değil, içeride bir yerde duruyor.

Kimi zaman bir arkadaşın cümlesinde, kimi zaman evdeki sessizlikte, kimi zaman da kendi iç tartışmalarında ortaya çıkıyor.

Ve belki de en net cevap şu:

Komutan ne güzel komutandır? insanı yönetmeye değil, birlikte yürümeye ikna edebilen komutandır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://yogaforum.com.tr https://ibiloglunakliyat.com.tr https://biratolye.com.tr Sitemap
ilbet mobil girişilbet güncel girişpiabella giriş adresihttps://www.betexper.xyz/betci bahisbetci girişbetci.onlinehiltonbet giriş